Anasayfa manset

0 795

Dinlediğiniz şarkıların akustik performansları gerçekten çok farklı olabiliyor bazen. Daha çok sanatçıyı özel bir mekanda dinleyebileceğimiz tat ile JoyTurk tarafından çekilmiş video klibidir.

Hem orijinalini hem de akustik performansını dinlediğiniz de ikisinin arasındaki farkın “Waaaaw” dedirtebilecek kalitede olabiliyor. Murat Dalkılıç’ın Haydut parçasının akustik performansını dinlemenizi tavsiye ederim.

0 755

Gecenin bu saatinde buraya yazmak isteyip de yazamadığım o kadar çok şey var ki bunların neredeyse tamamı sadece B1R kişi ile alakalı.

Haykırmak isteyip de söyleyemediğim o kadar fazla şey var ki. Söylemedikçe sanki içimde büyüyor. Bütün çıkış yollarım kapatılmış sanki.

Ona onu sevdiğimi o kadar çok söylüyorum ki. Neyse şimdilik bu kadarını bilmeniz yeterli olacaktır.

07.10.2014 / 05:19

Gecemizin müziği de var. Müzik için Devamı linkine tıklayınız.

0 2589

Her şey bitiyor…farkında mısın?

Yaşamak, insanı yorar mı?

insanı yoran kendi yansıması mı?

ben sussam kulağın beni duyar mı?

Şu aramızda dolaşan, söylemek isteyip de içine attıkların mı?

0 3735

Uykuların kaçar geceleri Bir türlü sabah olmayı bilmez Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya Deli eden bir uğultudur baslar kulaklarında Ne çarsaf halden anlar, ne yastık Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın Onun unutamadığın hayali Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin Gün gelirde sesini bir kerecik duymak için Vurursun başını soğuk taş duvarlara Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın Duyarsın Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin Niçin yaratıldığını Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini Uzun uzun seyredersinde aynalarda güzelliğini Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın Dolar gözlerin için burkulur Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın sevilen dudakların Sevilen gözlerin erişilmezliğini O hiç beklenmeyen saat geldi mi Düşer saçların önüne ama bembeyaz Uzanır gökyüzüne ellerin Ama çaresiz Ama yorgun Ama bitkin Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi Ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden

Bir Gün ANLARSIN ELBET !!!

0 2430

GFI244-email-jpg1
Bir adam Microsoft şirketine iş için konuşmaya gidiyor. Girmek istediği iş de tuvalet temizleyiciliği.

HR menajeri ile görüşüp tıkanmış bir lavaboyu temizleyip testten geçiyor.

HR menajeri adama testi geçtiğini, hangi gün saat kaçta iş başı yapması gerektiğinin kendisine e-mail yoluyla gönderileceğini söylüyor.

Ada, bilgisayarı olmadığını dolayısıyla e-mail kullanmadığını açıklıyor. HR menajeri: “Üzgünüm ama e-mailiniz yoksa siz sanal olarak var sayılamazsınız ve bu yüzden sizi işe alamayız.” diyor.

Adam çaresizce dışarıya çıkıyor ve “Ne yapsam, ne etsem!” diye düşünürken cebindeki 10 dolar ile 20 kilo kiraz almaya karar veriyor. Kapı kapı gezerek kirazları satıyor ve 2 saat içinde sermayesini 2 katına çıkarıyor. “Bu şekilde ekmek paramı çıkarabilirim.” diyerek her gün sabah erkenden kalkıyor ve kapı kapı dolaşarak kiraz satıyor.

Her gün sermayesi büyüyor. Derken küçük bir kamyonet alıyor ve satışa devam ediyor. Az bir zaman sonra büyük bir kamyon ve birkaç küçük kamyonet alıyor.

…5 sene geçiyor…

Bu adam şu anda Amerika’nın en büyükleri arasında yer alan bir nakliyat şirketinin sahibi. Bir gün ailesinin geleceğini düşünerek sigorta yaptırmak istiyor.

Sigorta şirketi kendisinden bir e-mail adresi istiyor. E-mail kullanmadığını söylediğinde sigortacı: “İlginç, e-mailiniz olmadan büyük bir holding kurmuşsunuz. Bir de e-mailiniz olsaydı neler yapardınız!” diyor.

Adamın cevabı: “E-mailim olsaydı şu an da Microsoft’ta tuvalet temizliyordum.”

0 1609

Unut demek kolay gel bana sor bir de, Unutamıyorum işte unutamıyorum, Birşey var şuramda beni kahreden, Şuramda tam yüreğimin üstünde, Çakılı duran birşey var, Elimde değil söküp atamıyorum.

Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere, Kimi görsem biraz sana benziyor, Seni hatırlatıyor şu bulut, şu gökyüzü, Şu kayalıkları döven deniz, Şu hüzünlü melodi, şu napoliten şarkı, Bir zamanlar beraber dinlediğimiz.

Boyuna seni düşünüyorum durmadan usanmadan, Şimdi diyorum o ne yapıyor acaba, O güzelim gözleri kime bakıyor, O canım elleri nerde, Oysa günler o günler değil, Ve kalan şimdi sadece özlemin gecelerde.

Durup durup seni büyütüyorum içimde, Seninle acılar büyütüyorum, Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanılmaz, Kirli sular yürütüyor iliklerime, Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun.

Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem, Birgün olsun bir dakika olsun, Unut demek kolay,gel bana sor bir de, Hatırladıkça gözyaşlarımı tutamıyorum.

Dilimin ucunda sen, Başımın içinde sen, Kader misin,ecel misin nesin sen, Unutamıyorum işte unutamıyorum.

Bir Ümit Yaşar Oğuzcan Şiiridir.

0 2094

kimi sevsem sensin / hayretsevgi hepsini nasıl değiştiriyorgözleri maviyken yaprak yeşilisenin sesinle konuşuyor elbetyarım bakışları o kadar tehlikelisenin sigaranı senin gibi içiyorkimi sevsem sensin / hayretsenden nedense vazgeçilemiyor

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvetsarışın başladığım esmer bitiyoranlaşılmaz yüzü koyu gölgelidudakları keskin kırmızı jiletbir belaya çattık / nasıl bitirmeligitar kımıldadı mı zaman deliniyorkimi sevsem sensin / hayretkapıların kapalı girilemiyor

kimi sevsem sensin / senden ibarethepsini senin adınla çağırıyorumarkamdan şımarık gülüşüyorlargetirdikleri yağmur / sende unuttuğumhani o sımsıcak iri çekirdeklisenin gibi vahşi öpüşüyorlarkimi sevsem sensin / hayretin misin cin misin anlamıyorum

ATİLLA İLHAN

0 573

File photo to accompany the 10th anniversary of the 9/11 attacks

Terörist saldırıda çöken ikiz kulelerde çalışanların büyük bir bölümü öldü. Kulelerde çalışan Türklerin büyük bölümüyse hayatta… Basına yansıyan hikâyelere göre Türklerin kurtuluş sırları şöyle :

# En kötüsünü düşündüler : Bina sarsılınca Türklerin akıllarına iki olasılık geldi : Ya uçak çarptı, ya deprem oldu. ABD’lilerse sistemlerde patlama oldu diye düşündü. Türk ‘Nasıl kurtulurum’u planlarken ABD’li masasında çalışıyordu.

# Anonsları dinlemediler : Resmi emirleri ciddiye almayan Türkler, izdihamı engellemek için hoparlörden yayılan “Binayı terk etmeyin” uyarılarına aldırmayıp hemen merdivenlere yöneldi.

# Cepler hep açık : Tam bu sırada en ciddi toplantıda bile kapamadıkları, tuvalette dahi yanlarında bulundurdukları cep telefonları çaldı, dostları “çabuk kaç, binaya uçak çarptı” diye uyardı.

# Emniyet şeridini ihlal : Binadan kurtulan bir Türk’e kulak verelim: Amerikalılar merdivenin sağından tek sıra halinde iniyordu. Polise “Neden solu kullandırmıyorsun?” dedim. “Yukarı çıkanlara ayırdık” dedi. Gülüp tek başıma soldan jet gibi indim. 2 dakika sonra bina çöktü.

# İleriyi gördüler : Kurtulan bir Türk kızı anlatıyor : “Binadan çıkınca hemen uzaklaştım. Çünkü depremde binalar sallantıdan 15-20 dakika sonra çökmüştü. ABD’lilerse binanın önünde telefonla ‘Kurtuldum’ diye müjde veriyorlardı. Kuleler çökerken sanırım altında kaldılar.”

Sosyal Bağlantılar