Anasayfa Blog Sayfa 7

0 749

Neden hayatında biri yok diye soranLara: Hani bazen durakta beLLi bir otobüsü bekLersiniz ya on dakika, onbeş dakika, yirmi dakika bekLersiniz geLmez. Bu arada başka aLternatifLerde geçer ama binmezsiniz. Nede oLsa “bekLemişsinizdir o kadar” boşa gitsin istemezsiniz. Sormayın artık bana.! Herhangi biriyLe değiL, bekLed….iğime “değecek” oLanLa devam etmeLiyim bu yoLa!.. Durakta yaşLanmak oLsada işin ucunda…

0 925

Olsun istersin…Hatta olsun diye yapılması gerekenden daha da fazla üstelersin. Aşktır ; değer verirsin, ödün verirsin, sevgiden de öte saygı gösterirsin, olmayacak kaç şey varsa bir araya bile getirirsin… Bakarsın, ne anlattığını anlayabilmiş (?) ne de çözüm için bi’şeyler yapma gayretinde. İştir ; sabahlarsın, “olsun” diye ailenden çaldığın zamanı oraya verirsin… Dosttur ; hayatta kimseyi dinlemediğin kadar dinler, kendine ayırmadığın onca şeyi “O’na” ayırmaya çalışırsın… Sonra olayın içinden kendini çıkartır şöyle karşıdan yaptıklarına bir bakarsın… Bakarsın ki her şey başladığın gibi!Olmuyorsa, olmuyordur!Gönlün rahat mı? Elinden geleni yaptın mı? Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın…

0 670

yaz geldi diyor takvim benim o kadar yok vaktim kimseye inandıramaz tenimi temmuzda bu yağmur ayıp koca bir mevsim kayıp eşi dostu arayıp siz ıslakmısınız diye soruyorum kuru bir cavap alamıyorum doğduğumdan beri ne zaman yağmur yağsa sırtımı dönmeden çocuk gözlerim ekranda penceremden görünen insanlar iyiydiler nereden çıktı şimdi bu toplu iğneler hepimiz yaptığımızı birbirimize bıkmadan anlatıyoruz aferin bekliyoruz alıyoruz veriyoruz yetinemiyoruz bulduğumuz övgüyle geçinemiyoruz birbirimizi gerçekten sevmiyoruz çoğu zaman yalandan sarılıyoruz dostluğu aileyi tarihi gündemi dizilerden öğreniyoruz siz behlüle biz böyle komple bihtere bayılıyoruz can ciğer sohbetlerde bile ilk kalkanın arkasından fena konuşuyoruz eline sağlık dileklerinin bile içi boşaldı ve bu çok erken oldu kötülük artık çok sıradandı abla demeyin kardeşim o eskiden adamdı yazlarda böyle bozuldu işte sadece anlamak yeteneğim bu hayatın ustası değilim hepsini birden değiştiremezdim ben bir sihirbazım ama önce kendimi kaybettim

0 775

Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kalesinin burcunda
Vazgeçilmez belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yâr adım çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda
Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek

Uçurumun kenarındayım Hızır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Güzelliğin zülme çaldığı sınır
Başım döner
Beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gözleri bir red
Bir davet,
Gülce, uzak uzak dolanır.
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce, semavi bir afet…

Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir beyaz sihir
Canıma bedel bir haz
Nur, nar ve nurdan bir zehir
Gülce Arafta infaz
Bir tek bakışıyla suyum ısınır
Güzelliğin zülme çaldığı sınır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Cahil cesaretimi alem tanır
Ateşten Kalleşten
Mızrakla gürzdan
Dabbet-ül arz dan
Deccaldan
Yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce’den
Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor
Ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum

 

0 648

Mutsuz olmayı, şuna buna söylenmeyi, karamsarlığı öylesine derinden öğrenmişiz ki, “Bu ülkede yaşanmaz” ve nihayet “Batsın bu dünya” demeye hakkımız olduğunu düşünüyoruz sonuçta. Ve daha da kötüsü, iyimser birini gördüklerinde canları sıkılıyor kötümserlerin, adeta “Şuna bir şey söyleyeyim de keyfi kaçsın” diyorlar içlerinden. Yıllardır seminerlerimde iyimser olmanın öneminden söz ettiğimde en az bir kişi çıkıp “Hoca iyi de o zaman bu polyannacılık olmaz mı?” der. Bu karamsarlığa prim veren bakış tarzı beni üzüyor. Şimdi söz konusu cümleye tekrar bakalım:

“İyimserlik, küçük şeylerden mutlu olmak polyannacılık sayılmaz mı?

Bu görüşte, sanırım iki hata var. Birincisi “iyimserlik eşittir polyannacılık” iddiasıdır ki bu doğru değildir. İkincisi böyle söylendiğinde polyannacılığın kötü olduğunu kim söyledi?

Polyannacılık, kayba uğradığımızda, elimizde kalanları fark etme ve sevinme becerisidir. Polyannacılık bir psiikolojik savunma mekanizmasıdır, aşırı olmadan yerinde kullanıldığı sürece, kişiyi kaygıdan, sıkıntıdan korur, kişinin yarına kalma ihtimalini arttırır. Polyannacılık, kendini avutmak değil, bardağın dolu yanını fark etmektir.

Diyelim ki birisi bir bacağını kaybetti. Şüphesiz bu kötü bir durumdur. Ancak bu kişinin önünde iki yol uzanır:

Birinci yol, bir bacak gittiği için yaşamdan elini çekmek, sürekli üzülmek, artık hiçbir şeyden keyif almamaktır. İkinci yol ise şudur: Kişi eğer geriye dönüş yoksa, mevcut durumu kabullenir, elinde kalan bacak için sevinir, yaşamdan elini çekmez, yaşama sevincini kaybetmez. İkinci yol polyannacılıktır. Polyannacının ömrü, birinciye oranla daha kaliteli geçer.

Polyannacı tavır, Çin atasözünü hatırlatıyor. Şöyle demiş Çinli:

Tanrım, bana değişebileceğim şeyleri
değiştirme gücü ver.
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmemi sağla.
İkisini ayırt edebilmem için de akıl ver.

Değiştiremeyeceğimiz kayıplar karşısında, yaşama sevincimizi kaybetmemek polyannacılıktır. Karamsarlığa oranla da herhalde daha gerçekçi bir tavırdır.

Üstün DÖKMEN

0 551

Artık bir daha seni ne arar ne sorarım..
Sana verdiğim şansı, iyi kullanamadın..
Kendi düşen ağlamaz.. Etme bulma dünyası.
Son sözüm sonrası yok. Şimdi hesap sırası..
Kim demiş ki ben sevmedim diye özlemem diye off
Sonrası çok daha ağır hasar yıkılması anılarda
İlk ve son ayrılan ben olmayacağım
Ölene kadar da yasta tutamam
Her geçen günün bedelini ödedim
Yukarda ALLAH var konuşmayacağım

Sosyal Bağlantılar